14 Temmuz Fransa Ulusal Bayramı

Büyükelçi’nin 14 Temmuz Fransa Ulusal Bayramı konuşması, 14 Temmuz 2011

Hanımefendiler, Beyefendiler,
Sevgili dostlarım,

Eşim Sabine ve ben, yeniden Türkiye’de olmaktan hem mutluluk, hem de heyecan duyuyoruz. Ankara’daki bu ilk 14 Temmuz bayramında yapacağım konuşmanın şahsi tarzından ötürü affımı rica ediyorum.

Hürriyet gazetesi sayesinde herkes, burada çok güzel yıllar geçirdiğimizi biliyor. Herkes, benim gerçek bir Bretonlu olarak, kendimi biraz Karadenizli hissettiğimi, ve bu hissin beni, Trabzonspor taraftarlarının sevinçlerini ve acılarını paylaşmaya ittiğini biliyor. İkizlerimiz yaramaz Volkan ve afacan Tayfun, bizim Türkiye’ye olan derin bağlılığımızın şahitleri.

Fakat şimdi bana « bu yeterli mi » diye soracaksınız. Çok sayıda Fransız Türkiye’yi seviyor ve buraya tatile gelen Fransızların sayıları gitgide artıyor, ki bu yıl bu sayı belki de ilk kez 1 milyonun üzerine çıkacak…

Sizi temin ederim, Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi olmanın tatil anlamına geldiğini asla düşünmedim. Yine de, Türkiye’de hizmet etme onuruna erişmeyi diledim ve sayın Cumhurbaşkanı’nın bana bu konuda duyduğu güven beni çok onurlandırdı.

Türkiye’de Fransa’nın 85. Büyükelçisi sıfatıyla tarafıma tevdi edilmiş sorumluluğun da gayet iyi bilincindeyim.

Fransa için, Türkiye vazgeçilmez bir ortak çünkü uluslarımız barışın hizmetinde beraberce çalışma konusunda doğal bir arzuya sahipler. Örneğin, Dışişleri Bakanımız yarın İstanbul’da Libya konulu mühim bir toplantıya katılacak.

Türkiye vazgeçilmez bir ortak çünkü birçok ortak yönleri olan Cumhuriyetlerimiz, benzer tehditlerle karşı karşıya. Çünkü Sayın Alain Juppé tarafından son derece güçlü bir şekilde desteklenen Gümrük Birliği’nden bu yana ekonomilerimiz öyle içiçe ki, birinin refahı diğerinin sağlığına bağlı.

Son olarak, yüzyıllardır kültürlerimiz arasında süregelmiş alışverişler, sanatçılarımıza, yazarlarımıza ve bilimadamlarımıza esin kaynağı oluyor.

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Birinci Dünya Savaşı’nın ertesinde imzalanan « Ankara » veya « Franklin-Bouillon » anlaşmasıyla Fransa, yeni Türkiye’nin uluslararası planda tanınması yolunu açmış oluyordu. Türk tarafı müzakerecisi Yusuf Kemal Bey, bu anlaşmanın derin anlamını şu güzel cümleyle özetlemişti : « iki ulus arasında geçmişte mevcut olmuş sıkı ilişkileri yeniden kurmak ve güçlendirmek ».

Seleflerimin, özellikle de dostum Bernard EMIE’nin çalışmalarının uzantısı niteliğinde, Türkiye ile Fransa arasında yüzyıllardır devam eden dostluğu yaşatmak ve güçlendirmek için sizin desteğinize güveniyorum.

Yaşasın Türkiye, Yaşasın Fransa, Yaşasın Fransa-Türkiye dostluğu !

Yayınlanma tarihi: 05/07/2012

Sayfa başına dönmek için