Bonneval Kontu Ahmet Paşa

Osmanlı’nın üç tuğlu paşası, Rumeli Beylerbeyi, Karaman valisi Humbaracıbaşı Ahmet Paşa aslında İspanyol Veraset Savaşı’nda ünlenen “topçu general” Bonneval Kontu’ndan başkası değildir.

Frederic Hitzel, tarihçi, CNRS’de (Bilimsel Araştırmalar Ulusal Merkezi, Paris) araştırmacı

Fransa’nın iç bölgesinde Limousin’in tam ortasında, meşhur Cem Sultan’ın sürgünde yaşadığı Bourganeuf’ün güneyinde Coussac-Bonneval kasabasına tepeden bakan Bonneval şatosu yükselmektedir.

11. Yüzyıl’dan beri bu şatonun sahibi Bonneval ailesinin bir ferdi olan Claude Alexandre de Bonneval (1675-1747), Osmanlı İmparatorluğu’nde Ahmet Paşa ismiyle ün salar. Bu renkli kişilik tarihçi, araştırmacı, romancı ve meraklıları büyülemeye devam etmektedir.

Atalarından kalma şatoda 14 Temmuz 1675’te doğan Claude Alexandre, Limoges’daki Cizvit okulu’nda eğitim gördükten sonra donanmaya girmiş, genç yaşına rağmen 11 yılda çok sayıda çarpışmaya katılmıştır.

Çok sonraları Babıali için kaleme aldığı deniz savaşı koşullarına ilişkin bir inceleme yazısında, “Üç deniz muharebesinde ve ikisi borda bordaya cereyan eden toplam dokuz farklı çatışmada bulundum; öyle ki, bir kedinin fareden çekindiği kadar İngilizleri önemsiyorduk” ifadesini kullanacaktır.

Bu parlak kariyer, bir düello sonunda ani bir istifayla sekteye uğrar. Bonneval, Fransız muhafız birliklerine katılır, sonra bir piyade alayının komutasını satın alır ve İspanyol Veraset Savaşı (1713-1715) sırasında İtalya’da kendini göstermeye başlar.

Başkomutan Vendome Dükü’nün dostluğunu kazanmasına rağmen, müsteşar Chamillard’a Bielois’nın işgaline ilişkin gönderdiği kibirli mektup Fransa Kralı XIV. Louis’yi de eleştirmektedir.

Hakkında tutuklama emri çıktığını öğrenen Bonneval, Venedik’e kaçar ve Avusturya’nın hizmetine girer. Saf değiştirmede kendisi de ünlü olan Prens Eugene tarafından süvari albayı olarak atanır.

Bu görevinde, Flandres bölgesindeki kanlı Malplaquet Muharebesi’nde (1709) Prens Eugene’in yardımcısı olarak askeri becerisini kanıtlayacaktır.

İspanyol Veraset Savaşı sonrasında Bonneval Kontu Viyana Sarayı’nda büyük itibar sahibi olur. Topçu general rütbesine terfi ederek Avusturya’nın en köklü piyade alaylarından birinin başına atanır.

Prens Eugene’in komutası altında Osmanlılara karşı yürütülen 1716-1718 savaşında ve özellikle de karın boşluğuna aldığı mızrak darbesiyle ağır biçimde yaralandığı Petervaradin Muharebesi’nde (15 Ağustos 1716) iyice ünlenir.

Hıristiyanlık dünyasında bir kahraman olarak yüceltilen Bonneval, Limoges’lu hemşerisi ve dostu Kardinal Dubois’nın desteğiyle kral tarafından bağışlanır. 1716 yılının sonunda nekahat dönemini geçirmek için döndüğü Paris’te Marki de Biron’un kızıyla evlenir, ancak on gün sonra Avusturya’ya dönmek üzere eşini geride bırakarak Fransa’dan ayrılacaktır.

1724’te Bonneval Brüksel’dedir. Avrupa çapında yankılanan eşi benzeri görülmemiş olay o sıra patlak verir. Hollanda Valisi Marki de Prie’nin eşi ve kızı, İspanya sarayında sözde bir skandal yaşandığı dedikodusunu yayarlar: Kont Bonneval akrabası olan kraliçenin şerefini korumak için derhal harekete geçer; Marki de Prie ve bütün ailesine ağır hakaretler yağdırır.

Ardından Prens Eugene’i de düelloya davet etmekten çekinmeyecektir. Sonuçta, disiplinsizlik suçuyla bir yıl süre ile Viyana’dan birkaç kilometre uzaklıktaki Spielberg Kalesi’nde kalebentliğe mahkum edilir. 1726’nın Ocak ayında serbest bırakılınca tekrar Venedik’e sığınır.

Bonneval’in buraya kadar hikaye gibi gelen maceraları artık Avrupa’nın Doğu Siyaseti ile içiçe girecektir. Venedik’te kendini her türlü entrikanın içinde bulan Bonneval, Avusturya ajanları tarafından sürekli gözetim altında tutulduğunu hisseder.

Korfu adası’nın yeni tahkimatını görme bahanesi ile beş altı kişilik bir maiyetle denize açılır. Ancak Korfu yerine Raguza’ya (Dubrovnik) yanaşacaktır. Üzerindeki Avusturya pasaportuyla bir an önce Osmanlı topraklarına geçip ülkenin iç kesimlerine doğru yol alma telaşındadır.

Bosna’nın küçük başkenti Saraybosna’ya, bugünkü adıyla Sarayevo’ya yerleşerek İstanbul’a ulaşmasını sağlayacak izin belgesini beklemeye başlar.

Bonneval Saraybosna’ya ayak basar basmaz sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’ya bir mektup yazmıştır. Birkaç yıl önce Yirmisekiz Mehmet Çelebi’yi büyükelçi olarak Paris’e gönderen ve Osmanlı İmparatorluğu’nda “Lale Devri” adıyla ününü koruyan çok sayıda reformu teşvik eden bu yüce kişinin geniş görüşlülüğünü bilmektedir.

28 Haziran 1729 tarihli mektubunda Bonneval şöyle yazar: “Dünyadaki küçük ve büyük şeyleri aynı kolaylıkla yöneten Tanrı beni Serayo’ya getirdi ve bana erdemleri, şanı, bilim ve sanata olan sevgisi cümle alemce bilinen, özellikle büyük dehası, düşünce sağlamlığı ve Monsenyör ihtimamımız sayesinde mutlu bir huzur ve sonsuz refaha sahip olan dünyanın en büyük imparatorluğunu idare yeteneği Hıristiyan ülkelerde hayranlıkla izlenen zat-ı alinizi daha yakından görme arzusu ilham etti”.

Ve kaçışının sebeplerini hatırlattıktan sonra sıra hizmet sunmaya gelir: “Tüm hayatım boyunca icra ettiğim askerlik mesleği bilim alanında özenle çalışmamı engellemediğinden, Monsenyör, umarım size savaş zamanında olsun, barış zamanında olsun, daima faydalı olabilirim. (...) Hayatımı Zat-ı Şahaneleri Efendinizin hizmetine hasretme niyetim dahilinde kendimi tamamen sizin korumanıza bırakmama müsaade edin; bir an önce güvenlik içinde pay-ı tahta ve Tanrı’dan adalet ve sağlık dolu bir hayat bahşetmesini istediğim Zat-ı Alinizin yanına ulaşabilmem için gerekli bütün kolaylıkların sağlanması için Bosna beyi Ahmet Paşa’ya talimat vermenizi acizane istirham ederim”.

İstanbul’a gidebilmek için sadrazamdan izin isteyen Bonneval Kontu’nun Müslümanlığı kabul etmek gibi bir niyeti yoktur; tek istediği, sadrazamın desteği ile Balkan topraklarında ve Eflak-Boğdan’da Avusturya İmparatoru’na karşı müdahalede bulunabilecek bir silahlı kuvvet oluşturmaktı.

Ayrıca Macaristan’ın bağımsızlığını körükleyerek İmparator’un gücünü bertaraf etmeyi de umuyordu.

Bu konuda Avusturya birliklerini birçok kez zor duruma düşürmüş olan tahtın talibi Macar II. Ferenc Rakoczi’ye güvenmekteydi. Prens Rakoczi bir süre XIV. Louis’nin sarayında yaşadıktan sonra Sultan III. Ahmed’in konuğu olmayı kabul etmişti.

1717’den beri Marmara kıyısındaki Rodosto’da (bugünkü Tekirdağ) oturuyordu. Bonneval, Macaristan’da karışıklık çıkarma konusunda esas olarak onun müdahalesine güvenmekteydi.

Ondört aylık bir bekleme süresi sonrasında mektuplarına hiç bir cevap alamayan ve Bosna Paşası tarafından Avusturyalılara iade edilmekten çekinen Bonneval Kontu İslamiyet’i kabul etmeye karar verir.

Milano kökenli bir dönme olan hizmetkarı Damira’yı çağırtır ve din değiştirirken temel alınacak sözleri kendisine tekrarlatacak bir Müslüman bulmasını emreder.

Bonneval Kelime-i Şahadet getirdikten sonra iki yardımcısının refakatinde Paşa’yı ziyaret ederek Hıristiyanlıktan vazgeçtiğini bildirir. Buna rağmen Bonneval’in Saraybosna’da birkaç ay dah sabretmesi gerekecektir:

1703’ten beri Osmanlı İmparatorluğu’nun başında bulunan Sultan III. Ahmed yeniçeriler tarafından devrilmiş ve yeğeni I. Mahmud lehine tahttan feragat etmiştir (1 Ekim 1730).

Askeri yeteneği ve idare becerisi ile dikkat çeken bir devlet adamı olan yeni sadrazam Topal Osman Paşa ancak başkentte sükuneti sağladıktan sonra Bonneval’i davet eder.

1731 Eylül’ünde ona humbaracıları Avrupa tarzında yetiştirme görevi verir. Onun yönetiminde dört binden fazla asker disiplini, uygun adım yürümeyi, tüfek ve süngü kullanmayı öğrenecektir.

Artık kendisine “Ahmet Paşa” dedirten Bonneval, her sabah Asya kıyısına çıkmak için Boğaz’ı kayıkla geçer. Şehrin işsiz güçsüz takımı da humbaracıların Üsküdar düzlüğünde yaptıkları eğitimi görmek için toplanır.

Zaman içerisinde Bonneval’in mevkii yükselecektir. Humbaracıbaşı olarak atanmasından kısa süre sonra iki tuğlu paşa, ardından da üç tuğlu paşa ünvanını alır.

Bonneval Paşa faaliyetlerini sadece askeri eğitimle sınırlamaz. Aynı zamanda Babıali’nin diplomatik danışmanlığını yapar, Türkçeye tercüme ettirdiği askeri ve diplomatik içerikli raporları ile vezirlerin çoğunun itibarını kazanır.

1733’te Sadrazam Hekimoğlu Ali Paşa’yı Polonya Veraset Savaşı’nda (1733-1738) Babıali tarafından izlenmesi gereken tutum konusunda aydınlatır.

Beş yıl sonra Sadrazam Muhsinzade Abdullah Paşa’ya Avusturya’ya karşı yürütülecek bir savaş konusunda danışmanlık yapar.

1735’te ölen Ferenc Rakoczi’nin oğlu Prens Joseph Rakoczi yönetiminde Macaristan’da bir ayaklanma düzenleme konusunda başarısızlığa uğrayınca 1738’de gözden düşer ve başkentten 400 kilometre uzaklıktaki Kastamonu’ya sürülür.

Bu sürgün kısa süreli olacaktır: 1740’ta Bonneval İstanbul’a geri dönmesi için gereken müsaadeyi alır, dönüşünde saygınlığı, görevi ve malları kendisine iade edilmiştir.

Üç tuğlu paşa, Rumeli Beylerbeyi, Karaman Valisi, Humbaracıbaşı Ahmet Paşa Bonneval, ömrünün son yıllarını Boğaziçi’ndeki biri Fransız diğeri Türk tarzında döşenmiş iki bölümlü enfes yalısında geçirir.

Soylulara yakışır biçimde beyaz çorap ve kısa ayakkabı giyerek Avrupai mobilyaların oluşturduğu dekorda, Osmanlı başkentini ziyaret eden kraliyet gemilerinin subaylarını ağırlamaktan zevk almaktadır.

Casanova anılarında, bu “Fransız usulüne göre giyinmiş etkili yaşlı soylu kişinin” konutuna nasıl teveccühle kabul edildiğini aktarır. Ancak aynı Bonneval, iki gün sonra Casanova’yı “Türk kıyafetiyle” ağırlayacaktır; üzerinde uzun bir kaftan, başında da “iki kilo ağırlığında” bir kavuk bulunmaktadır.

Ressam Jean-Etienne Liotard’ın 1741’de yaptığı ve günümüzde Rutland Dükü’nün (Belvoir Kalesi, Grantham) koleksiyonunda muhafaza edilen o çok güzel pastel resmin bize sunduğu işte bu portredir.

Bunca maceradan sonra Bonneval Kontu 23 Mart 1747 akşamında son nefesini verir. Onun yerine “humbaracıbaşı” olarak atanan evlatlığı Süleyman Bey ertesi gün naaşını Tophane Camii’ne taşıtır. Oradan da Galata Mevlevihanesi mezarlığına nakledilecektir.

Kont Claude-Alexandre de Bonneval, nam-ı diğer Ahmet Paşa, Limousin’deki topraklarından çok uzakta, işte bu sessiz sakin mezarlığın gözden ırak bir köşesinde istirahat etmektedir.

(Çev. Boğaç Cicioğlu)

Yayınlanma tarihi: 15/02/2007

Sayfa başına dönmek için