Büyükelçinin MONET sergisi açılışı münasebetiyle yaptığı konuşma, 8 Ekim 2012 [fr]

Sayın Bakan,

Sabancı Holding Başkanı değerli hanımefendi,

Sabancı Müzesi Müdürü değerli hanımefendi,

Sayın organizatörler,

Hanımefendiler, Beyefendiler,

En büyük Fransız ressamlardan biri olan Claude Monet’nin eserlerine ayrılmış bu seçkin serginin açılışını yapmak üzere bugün Sakıp Sabancı Müzesi’nde sizlerle birlikte olmak benim için büyük bir mutluluk.

Tüm alanlarda sanatsal ve kültürel fikirlerin ve projelerin hiç durmadan arttığı İstanbul’da Fransız kültürünün zenginliklerini tanıtmaya katkıda bulunan bu girişim için serginin organizatörlerini ve ortaklarını hem tebrik etmek istiyorum, hem de kendilerine teşekkür ediyorum.

Olağanüstü Monet koleksiyonunda bulunan eserleri ödünç vererek bu serginin en önemli ortağı olan Paris’teki Marmottan Müzesi’ne özellikle teşekkür etmek istiyorum.

Monet’nin stili kendini eserlerinde açıkça belli eder : renk çalışması, fırça dokunuşlarının niteliği, yalnızca konu değil, tabloyu oluşturan malzemelerdeki çeşitlilik. Sanatçı, zamanla gitgide kendi yakın doğal çevresinden esinlenmiştir. Kendi bahçesini, bu bahçedeki gölcüğü, gölcük üzerindeki iskeleyi, beyaz nilüferleri resmeder.

Bundan böyle artık belki de hiçbir zaman, evrensel olarak böylesi tanınmış bir güzellikle bu derece kesin bir yenilikçilik biraraya gelemeyecektir. Monet, radikal bir girişimde bulunarak geçmişe çizgi çeker. Bundan böyle resmin konusu hem resim hem de görüntünün gizemi olacaktır.

Empresyonizmin babası Monet, yeni nesil sanatçılara yeni bir yol açacak ve 20. yüzyıl başında stil devrimlerine ön ayak olacaktır.

« Monet yalnızca bir göz… Fakat Tanrım o nasıl bir göz ! » derdi Cézanne.

Bugün, Claude Monet’nin ölümünün üzerinden 86 yıl geçtikten sonra, Sakıp Sabancı Müzesi’ndeki bu sergide sanatçının olgunluk dönemi eserleri, özellikle de Giverny’deki evinin bahçesini, peyzajları, nilüferleri ve japon köprüsünü resmettiği ünlü tabloları sergileniyor.

Sergide aynı zamanda sanatçının ve eşi Camille’in Auguste Renoir tarafından resmedilen portreleri de yer alıyor. Bundan başka, “ressamlığım ve bahçıvanlığım olmasa başka hiç bir şeye yaramazdım” diyerek latife eden sanatçının insan yönünü keşfetmemizi sağlayan şahsi bazı eşyaları ve fotoğrafları da bulunuyor.

İstanbul Fransız Kültür Merkezi tarafından davet edilen Monet’nin torununun çocuğu Philippe Piguet, önümüzdeki Kasım ayında enstitüde ve burada vereceği iki konferansta sanatçının eserleri ve insan yönü üzerine bizleri aydınlatacak.

Sayın organizatörler,

Sizler sayesinde boğaz sahillerinde tatlı bir Fransız esintisi olacak. Bizleri bu yolculuğa davet ettiğiniz için teşekkür ediyorum.

Paris Grand Palais’de gerçekleşen son Monet sergisi hatırladığım kadarıyla 900.000’den fazla kişi tarafından ziyaret edilmişti. Bu olağanüstü serginin daha da başarılı olmasını ümit ediyorum!

İlginize teşekkür ediyor, serginin çok başarılı olmasını temenni ediyorum.

Yayınlanma tarihi: 10/10/2012

Sayfa başına dönmek için