Büyükelçisi’nin « How to reconcile climate and development? » başlıklı Konferans - Tartışma Paneli münasebetiyle yaptığı konuşma – Marmara Üniversitesi, Sultanahmet Kampüsü – 16 Nisan 2015– İstanbul [fr]

Hanımefendiler ve Beyefendiler,

Hükümetlerarası İklim Uzmanları Grubu’nun (GIEC) son raporunda ifade edilen şu tespitler kesinlik arz ediyor :
« İklim sistemindeki ısınma hiçbir tartışmaya meydan bırakmayacak nitelikte. 1950’li yıllardan bu yana gözlemlenen birçok değişiklik, on yıllardan başlayarak binlerce yıla kadar eşi görülmemiş niteliktedir. Atmosfer ve okyanus ısındı, kar ve buz miktarı azaldı, denizlerin su seviyesi yükseldi ve sera etkisi yaratan gazların birikimi arttı ».

Bu ifadeler, bizzat insan faaliyetlerinin neden olduğu iklim düzensizliklerinden kaynaklı çevremizin maruz kaldığı ani ve şiddetli yıkımı gözler önüne seriyor.

Tespit yeterince açık: kollektif bir bilinç uyanmadıkça ve genel bir seferberlik ortaya konmadıkça, yapılan şey, sonraki nesillerin geleceğini ipotek altına almaktan öteye gitmez.

Hanımefendiler ve Beyefendiler,

Konferansımızın amacı, ekonomik ve iklimsel fırsatları uzlaştırmaktır.

Burada geliştireceğimiz düşünceler burayla sınırlı kalmayacak: bu düşünceler, son derece zengin uluslararası bir çalışma takviminin parçasıdır. 2015 yılı, bir çok buluşma ve forumun gerçekleştirileceği bir yıl olacak ve tüm bunlar, sene sonunda, Paris’te düzenlenecek 21. Taraflar Konferansı (COP21) ile doruk noktasına ulaşacak.

Fransa’nın, Aralık 2015’te ev sahipliği yapmaktan mutluluk ve gurur duyacağı bu Konferans, iklim üzerine gerçekleştirilen en büyük konferanslardan biri olacak.

Bu çerçevede, Fransa aynı anda iki zorlukla baş edecek:
- Ev sahibi ülke olarak, iki hafta süresince, en iyi koşullarda, binlerce delege ve gözlemciyi ağırlayacak ;
- Ve COP’un başkanlığını yürüten ülke olarak, oybirliğiyle varılacak bir anlaşmanın kabulüyle sonuçlanacak bir mutabakatın oluşmasını sağlamak için kolaylaştırıcı görevini üstlenecek.
Hedefimiz, iklim düzensizliklerine çare olabilecek düzeyde, yani küresel ısınmayı, 2100 yılına kadar 2 santigrat derecenin (2°C) altında tutmayı mümkün kılacak şekilde bir anlaşmaya varabilmektir.
Uygulamada, Fransa şu 4 ana başlık üzerinde çalışmalarını sürdürüyor:
-  Birinci başlık, iddalı ve yaptırım gücü yüksek bir anlaşma için müzakereleri sürdürmek;
-  İkinci başlık, katılımcı her ülkenin, COP21’in düzenleneceği tarihten mümkün olduğunca erken bir zamanda, konuya ilişkin kendi ulusal katkılarının sunumunu hedefliyor. Yılın ilk çeyreğinde, 195 ülkeden, 28 AB üyesi ülke, İsviçre, Norveç, Meksika, Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya’nın oluşturduğu1 toplamda sadece 33 ülke bu konuda katkılarını sundu.
-  Üçüncü başlık, mümkün olduğunca fazla sayıda seçeneği bir araya getirecek bir çözüm yolları ajandası oluşturmak olacak: yeni bir yaklaşımla, bu ajanda sadece hükümetler tarafından geliştirilen çözümleri değil, aynı zamanda özel sektör, yerel yönetimler ve sivil toplumun geliştireceği çözüm seçeneklerini de kapsayacak bir yapıda olacak.
-  Ve son olarak finans başlığı geliyor, çünkü düşük karbon ekonomilerine geçisi finanse edebilmek için finansal kaynaklara ihtiyaç duyulacağı aşikâr, özellikle de hali hazırda 10 milyar doların biriktiği yeşil fonlar aracılığıyla.

COP21 Konferansı’nda tartışılacak konular üzerine bugün İstanbul’da bir konferans-tartışma panelinin düzenlenmesi, gelecekte vuku bulacak tartışmalar için kapsayıcı ve saydam bir yaklaşımın geliştirilmesine katkı sağlamalıdır : tüm ülkeler, toplumun tüm kesimleri, bu tartışmaya ortak olmalı, danışılmalı ve dinlenmeliler. Paris görüşmelerinin evrensel mütabakatla kabul edilecek bir anlaşmanın konusunu teşkil edebilmesi için, tüm önerilerin dinlenebilmesi gerekir.

Yıl boyunca, tüm dünyada, başka konferanslar, başka tartışma panelleri da şüphesiz düzenlenecektir. Yine de bugünkü konferans, bu sene G20’nin başkanlığını yürüten Türkiye’yi de harekete geçiriyor olması sebebiyle, farklı bir önem ve anlam ifade ediyor.

Bu noktada, ülkelerimizin ortak bir sorumluluğu var, o da görüşmeleri ve karşılıklı fikir teatilerini kolaylaştırma sorumluluğudur. Zaten Türkiye, iklim değişiklikleri ile mücadelenin finanse edilmesi konusunu, dönem başkanlığının öncelikleri arasında tanımladı.

Çevre ve iklim, Fransa ve Türkiye’nin hali hazırda kendilerini adamış oldukları ve üzerlerinde yıllardır işbirliği içerisinde bulundukları konulardır.

Fransız Kalkınma Ajansı - AFD, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji kaynaklarını konu alan projelerin finansmanlarını sağlamak yoluyla, hedefi iklim değişikliği üzerine programların hayata geçirilmesini desteklemek olan projeleri finansal olarak destekler. Bu şekilde, 2011 yılından bu yana, AFD, iklim değişikliği etkilerinin azaltılması ve hafifletilmesine doğrudan katkıda bulunan Türkiye Cumhuriyeti Orman Genel Müdürlüğü’nün faaliyetlerini düzenli olarak finanse ediyor (bugüne kadar 300 milyon Avro).

AFD’nin faaliyetlerinin de ötesinde, Fransa, Avrupa Birliği fonlarına yaptığı katkılar aracılığıyla, Türkiye’de çevre ve iklim alanlarında projelerin geliştirilmesine katkı sağlıyor. Yalnızca üyeliğe hazırlık fonları üzerinden, 2014-2020 dönemi için, 644 milyon Avro, doğrudan « Çevre ve İklim » faaliyetlerinin finansmanına ayrılmış durumda.

Sözü konuşmacılara bırakmadan önce, bu konferansın organizatörleri, bizleri kampüsünde ağırlayan Marmara Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi Araştırma Merkezi ve AFD’ye teşekkür etmek isterim. Konuşmaların ardından, yine bu bina içerisinde, dünyaca tanınmış Fransız fotoğrafçı Yann Arthus-Bertrand’ın, bizleri bugün bir araya toplayan konuya ilişkin çalışmalarının sunulacağını hatırlatmak isterim.

Sizlere, fikir ve sunulacak öneriler bakımından zengin bir oturum dilerim.

Yayınlanma tarihi: 22/04/2015

Sayfa başına dönmek için