Ekselansları Sayın Büyükelçi Laurent BILI’nin Kaş-Kekova projesinin kapanış töreninde yaptığı konuşma, 8 Ocak 2013 [fr]

Akdeniz, biyolojik çeşitlilik açısından sıcak noktalardan biridir. Ortak varlığımız olan bu deniz, kitle turizmi, balıkçılık ve çeşitli kirliliklerden etkilenmektedir. Giderek artan bu insan baskısı, Akdeniz’de denizel alanda biyoçeşitlilik ve verimlilik açısından önemli ölçüde azalmalara yol açıyor.

Deniz koruma alanları, sürdürülebilir bir koruma sağlamak ve çevreye saygılı bir ekonomi geliştirmek için belirlenmiş araçlardan biridir.
Bu alanların etkin bir şekilde yönetimi, Barselona sözleşmesinin belirlediği hedeflere ulşmak için hayati önem taşımaktadır.

Günümüzde biyoçeşitliliğin korunması, çevre koruma konusunda önceliklerden biri haline gelmiştir. Hem Fransa hem de Türkiye, biiyoçeşitliliğin korunması için birer ulusal strateji belgesine sahiptir. 1997 yılında imzaladığımız çevre alanında ikili işbirliği anlaşması da bu konuyu öncelikli öneme sahip konulardan biri olarak kabul etmiştir.

Fransa’da, bu amaca yönelik çeşitli araçlar geliştirdik. Bunlardan bir tanesi, bazılarınızın tanıdığı, kıyı şeridinin korunmasına yönelik çalışan bir kamu kuruluşu olan « Conservatoire du Littoral »’dir.

Fransa olarak, Aralık 2013 tarihine kadar, Barselona sözleşmesi Taraflar Konfersansı’nın başkanlığını yürütmekteyiz. Bu tarihte başkanlık Türkiye’ye geçecektir.

Fransa aynı zamanda, Fransız Küresel Çevre Fonu FFEM aracılığıyla, Akdeniz Geniş Ekosistemleri için Stratejik Ortaklık programına ve Güney MedPAN projesine maddi olarak destek vermektedir.

Güney MedPAN projesi, pilot projeler sayesinde, deniz ve kıyı kaynaklarının sürdürülebilir bir şekilde değerlenmesini sağlayarak, yerel halkların kalkınmasına katkıda bulunmaktadır. Proje bu sayede, Güney Akdeniz’in yerel, toplumsal ve ekonomik kalkınmasına destek vermektedir.

Kaş-Kekova bölgesinde gerçekleştirilen çalışmalardan, ve bu çalışmalarda benimsenen katılımcı anlayıştan duyduğum memnuniyeti dile getirmek isterim. Bu anlayış, gerçekleştirilen çalışmaların kalıcı olması için kilit bir unsur olan yerel paydaşların projeyi sahiplenmesini sağlamıştır. FFEM’in bu projenin başlıca destekçilerinden biri olduğunu görmekten gurur duyuyorum.

Sözlerimin ardından, bu projenin hayata geçmesini sağlayan WWF ekiplerini tebrik etmek istiyorum. Verdikleri destekten ötürü Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdğrlüğü’ne de teşekkür ediyorum. Bu işbirliğinin iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlenmesi sürecine katkıda bulunmasını diliyorum.

Yayınlanma tarihi: 25/01/2013

Sayfa başına dönmek için